OECD: 2025’in ilk yarısında küresel doğrudan yabancı yatırım akışları düşük seviyelerde sabit kaldı.
ForInvest – 2025’in ilk yarısında küresel doğrudan yabancı yatırım (FDI) akışları düşük seviyelerde sabit kaldı. Toplam 663 milyar dolara ulaşan yatırımlar, çeyrekler arasında dalgalı bir seyir izledi.
İlk çeyrekte yüzde 18 artış kaydedilirken, ikinci çeyrekte yüzde 38’lik sert bir düşüş yaşandı.
İlk çeyrekte küresel doğrudan yatırımlar 432,07 milyar dolar olurken, yılın ikinci çeyreğinde 196,87 milyar dolara indi.
Yılın ilk çeyreğinden OECD üyelerinin yurt dışına doğrudan yatırımları 286,92 milyar dolar olurken, doğrudan yabancı yatırımı girişleri 191,58 milyar dolar oldu. İkinci çeyrekte giriş 128,07 milyar dolar, çıkış ise 117,33 milyar dolar olarak gerçekleşti.
ABD, Brezilya ve İngiltere, dünya çapında en fazla yatırım çeken üç ülke oldu.
ABD ilk 2 çeyrekte 149,25 milyar dolar yatırım alırken, İngiltere’ye yatırım 37,2 milyar dolar ve Brezilya’ya yatırım girişi 36,5 milyar dolar oldu. Bu dönemde Türkiye’ye yatırım girişi 5,86 milyar dolar olurken, çıkış ise 3,99 milyar dolar olarak gerçekleşti.
İkinci çeyrekteki gerilemede, ABD merkezli şirketlerin İrlanda’daki iştiraklerinden elde ettikleri kazançları geri çekmeleri etkili oldu. Bu durum, ABD’nin dış yatırımlarını ve İrlanda’nın girişlerini azaltarak yeniden yatırımları sınırladı.
OECD ülkelerine yönelik FDI girişleri genel olarak yüzde 4 düşerken, özellikle bazı AB ülkelerinde belirgin azalış görüldü. Buna karşın, bazı büyük OECD ve gelişmekte olan ekonomiler daha yüksek girişler kaydetti.
Sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri yavaşladı. Gelişmekte olan piyasalar bu alanda daha dirençli olurken, gelişmiş ekonomilerde ivme kaybı yaşandı. Yeşil alan yatırımları ise özellikle yapay zekâya yönelik üretim ve altyapı projelerinde gelişmiş ekonomilerde zirve yaptı, ancak küresel ölçekte proje sayısı geriledi.
2025’in geri kalanına ilişkin görünüm belirsizliğini koruyor. Artan ticaret engelleri, yeniden yükselen enflasyon baskıları, mali risklerin artışı ve finansal piyasalarda yeniden fiyatlama süreci, ekonomik istikrar ve faaliyetler üzerinde baskı yaratabilir.








